Kalsi-D
Kalsiyum ve Vitamin D içeren Takviye Edici Gıda


Bileşenler: Kolekalsiferol, Trikalsiyum fosfat.

Kullanma Talimatı: Tavsiye edilen günlük alım dozu: 4-10 yaş grubu için: Günde bir defa bir porsiyon (1 saşe / gün). 11 yaş ve üzeri bireyler için: Günde 1 – 2 defa 1 porsiyon (1-2 saşe / gün). Saşe içeriği su, ayran, süt ve portakal suyu gibi (her türlü) içecek ve uygun yiyecek içine azar azar dökülerek karıştırılmalı ve tüketilmelidir. Tavsiye edilen günlük alım dozunu aşmayın.



Uyarılar/Önlemler: İlaç değildir. Hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi amacıyla kullanılmaz. Takviye edici gıdalar normal beslenmenin yerine geçemez. Hamilelik ve emzirme dönemi ile hastalık veya ilaç kullanılması durumlarında doktorunuza danışın. Açılan saşeyi hemen tüketin, bekletmeyin. Saşe açıldıktan ve sıvı ile karıştırıldıktan sonra bekletilirse dipte çökelti oluşabilir. Tamamen normal olan durumda sıvıyı tekrar karıştırın ve hemen tüketin. İnek sütü alerjisi olanlar tarafından saşe içeriği, su veya portakal suyu ile tüketilmelidir. Dengeli ve çeşitli beslenme, sağlıklı yaşam için önemlidir.

Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT): Kutunun üstündedir.

Saklama Koşulları: Işık almayan serin ve kuru bir yere, ambalajı içinde muhafaza edin. Çocukların erişemeyeceği yerde saklayın.

Menşe Ülke: Türkiye (İthal hammaddeler ile Türkiye’de imal edilmiştir.)

Üretici Firma: Beka İlaç - Akşemsettin Mah. Akgül Cad. Saygılı Sok. No:2 Sultanbeyli/İstanbul

Takviye Edici Gıda Onay No: 007302-05.03.2020

Net: 45 g (1,5g x 30) e

KEMİK SAĞLIĞI: Tüm çocukluk ve ergenlik döneminde kemik kütlesi, kemik boyutları ve kemik mineral yoğunluğu artar. Kemik mineral yoğunluğunun erişilebilecek en üst düzeyine 30 yaşında ulaşılır. Bu kemik mineral yoğunluğu insanoğlunun "kemik bankası"dır. Kemik bankası (edinilen en fazla kemik mineral yoğunluğu)  30 yaşına kadar arttırılabilir. Ancak 30 yaşından sonra artık kemikte mineral birikimi (kemik mineralizasyonu) durur. Engel olunamayan, önlenemeyen kemik kaybı başlar. Kemik kaybı, kemik mineral yoğunluğunun azalması ile sonuçlanır. Önce az miktarda iken yaşla kaybedilen kemik kaybı hızlanır ve artar. Kemik bankası ne kadar yeterli ise, osteoporoz gelişme riski de o kadar az olur. 

30 yaşına kadar kemik mineral yoğunluğunun arttırılması amacıyla, 30 yaşından sonra ise günlük kalsiyum ihtiyacının  karşılanması amacıyla herkes tüm yaşam boyunca yeterli miktarda kalsiyum almak zorundadır. 30 yaşından sonra diyetle günlük kalsiyum ihtiyacı karşılanmazsa, ihtiyaç  kemik bankasından çekilir ve kemikte mineral yoğunluğu azalır.

Osteoporoz Nedir? Sözcük anlamına göre "osteoporosis"(osteoporoz), porlu, gözenekli kemik demektir. Tıpta ise osteoporosis, kemik kırılma riskinin çok arttığı bir kemik hastalığıdır. Osteoporoz kemik kütlesinde azalma ile seyreden yapısal bir kemik hastalığıdır. Kemiğin yapısı bozulur ve kemik gözenekli hale gelir. Bu nedenle de dayanıksızdır ve kolay kırılır. Yetersiz kalsiyum alımı, en önemli nedenidir.

Osteoporoz özellikle kadınların hastalığıdır. Erkeklerde de görülmesine rağmen %80 kadınlarda görülür. 70 yaşına kadar osteoporoz açısından kadınlar daha risklidir. 70 yaşından sonra bu risk eşitlenir. Bir kısmında da osteopeni gelişir. Osteopeni, osteoporoz öncesindeki durumdur. Özellikle kalça, omurlar, el bileği, kalça kemikleri ve kaburgalarda kemik kırıklarına neden olur. Kalsiyum ve vitamin D takviyesi, süreci geciktirir ve önler.

Kemik dokusundan mineral kaybı, kemik mineral yoğunluğunun azalması kısaca kemik kaybı, normal yaşlanma sürecinin vazgeçilmez sonucudur. Özellikle de menopoz sonrasında östrojen düzeyi azalınca kemik kaybı da hızlanır ve kaçınılmaz olur.

Osteoporoz için çocuklukta ne yapılabilir? Ortaya çıkışı 50 yaş sonrasına denk gelse de osteoporozu önlemek için yapılabilecekler çocukluk ve özellikle de ergenlik yaş grubundadır. Nedeni de erişilebilecek maksimum kemik kütlesine büyük ölçüde ergenlik döneminde ulaşılmasıdır. 

Edinilen maksimum kemik kütlesine etkili faktörler 1. Genetik (% 60-80) 2. Çevresel faktörler (% 20-40) olarak gruplandırılır. Genetik faktörler değiştirilemezler. Ancak çevresel faktörler (en önemlileri beslenme-kalsiyum alımı ve spordur) değiştirilebilir. Osteoporozdan korunmak için yapılabilecekler de bu grup içindedir. 

Kemik kütlesinin büyük kısmı ilk 20 yıl içinde kazanılır. Anne karnında başlayan dönemden itibaren ergenliğe kadar yavaş ve düzenli artış ile ergenlikte kemik kütlesinin % 60'ına ulaşılır. 30 yaşına kadar kemik yoğunluğunda hafif artış devam eder. 30 yaşından sonra engel olunamayan kemik kaybı başlar. 11-24 yaş grubunda 1200-1500 mg kalsiyum / gün alınması önerilmektedir. Genetik olarak belirlenmiş maksimum kemik kütlesine ulaşılması için gereken kalsiyum alımı ile diyetle alınan kalsiyum arasında belirgin fark vardır. Kalsiyum takviyesi bu nedenle çok önemlidir. Özellikle kızlarda 10-17 yaş grubunda kalsiyum alımı azalır. Kızlar günde ortalama 780-820 mg, erkekler ise günde ortalama 800-920 mg kalsiyum alırlar. Yapılan çalışmalar süt ve süt ürünleri tüketenlerde kemik mineral yoğunluğunun daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kalsiyum takviyesi kullanılması ihmal edilmemelidir. 

Yine araştırmalar menopoz sonrasında kemik kaybının ergenlikte kalsiyum alımı az olanlarda daha fazla olduğunu göstermiştir. Ergenlik yaş grubunda artan meşrubat tüketimi de kalsiyum alımı üzerinde olumsuz etki yapar. Ayrıca kafeinli içeceklerin kalsiyum atılımını arttırması nedeniyle de negatif kalsiyum dengesi gelişir. Benzer şekilde ergenlikte azalan meyve-sebze tüketimi de kemik sağlığını olumsuz etkiler. Araştırmalar günde üç porsiyondan az sebze-meyve tüketenlerde idrarla kalsiyum atılımının fazla olduğunu göstermektedir. Tüm çocukluk yaş grubu süresince çocuğumuzun ihtiyacı olan kalsiyumu aldığından emin olmamız gerekir. Bu özellikle süt ve süt ürünü tüketimi sınırlı çocuklarda ciddi sorun olabilmektedir. Bu durumda kalsiyum takviyesi yapılması mutlaka gereklidir. İhmal edilmemelidir.

Osteoporoz İçin Risk Faktörleri Nelerdir? Osteoporoz için risk faktörleri cinsiyet (kadın olmak), ince yapılı olmak, hareketsiz olmak, 50 yaş üzerinde olmak, sigara içmek, fazla alkol tüketmek, sürekli ve fazla miktarda kafeinli içecek tüketmek ve aile hikayesi olarak sıralanabilir. 

Osteoporoz Tanısı Nasıl Konur? Osteoporoz tanısı "kemik mineral yoğunluğu ölçümü" ile konur. Kemik Mineral Yoğunluğu -1.0 ile -2.5 arasında ise osteoporoz riskinin yüksek olduğu söylenir. Bu duruma "osteopeni" adı verilir. Kemik Mineral Yoğunluğu,  -2.5'dan daha fazla ise bu da "osteoporoz" olarak adlandırılır.

Osteoporozdan Nasıl Korunulur? Osteoporozdan korunmanın yolu, çocukluktan itibaren her yaş grubunda yeterli kalsiyum ve vitamin D  alımı sağlanmasıdır. Böylelikle en üst düzeyde kemik bankası oluşturulmalıdır. Bu özellikle süt ve süt ürünü tüketimi sınırlı çocuklarda ciddi sorun olabilir; kalsiyum takviyesi yapılması mutlaka gereklidir. İhmal edilmemelidir.
Çocukluk Yaş Grubunda Kalsiyum Alımının Önemi

Kalsiyum - Büyüme ve Beslenme: Doğumdan 18 yaşına kadar en önemli biyolojik süreç, büyümedir. Kalsiyum bu süreçte elzem bir mineraldir. Elzem olması, vücutta sentez edilmediği için diyetle alınmasını gerektirir. Kemikte minerallerin depolanması (kemik mineralizasyonu) çok önemli oranda ergenlik sürecinde gerçekleşir. Anne sütü ve biberon mamaları kalsiyumdan zengindir. Çocuk büyüdükçe kalsiyumdan zengin beslenmeye devam etmelidir. Ancak genellikle bu mümkün olmaz. Süt ve süt ürünleri tüketimi azalır. Süt ve süt ürünleri bilinen en zengin kalsiyum kaynağıdır. Bazı sebzelerde de kalsiyum olsa da hem çocukların sebze tüketimleri çok sınırlı ve yetersizdir; hem de normal sebze tüketimi ile alınabilecek kalsiyum miktarı sınırlıdır.

Yetersiz Kalsiyum Tüketimi Çok Yaygındır: Dünya çapında yapılan araştırmalar tüm dünyada kalsiyum alımının (kalsiyumdan zengin besin tüketiminin) yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Bu hem çocuk beslenmesi için hem de ergen ve erişkin beslenmesi ile ilgili araştırmalarda belirlenen bir bilimsel gerçektir. Bu konuda toplum bilincini artırmak, bilgilendirmek çok gereklidir. Yağlı yiyeceklerin sağlık açısından zararları konusunda toplum bilinci arttıkça kalsiyum alımı da azalmaktadır. Anne-babalar çocuklarına yağsız süt veya süt ürünü kullanmak yerine mevcut yağlı ürünleri daha az vermektedirler. Bu yanlış bir uygulamadır. Erişkin yaşlarda da durum farklı değildir. Yapılan çalışmalar ortalama kalsiyum alımının erkeklerde 871 - 1,266 mg/gün; kadınlarda ise 748 - 968 mg/gün olduğunu göstermiştir. En yetersiz kalsiyum alanlar, yaşları 9-13 ve 14-18 arasında değişen kızlar; yaşları 51-70 arasında değişen kadınlar ve 70 yaşından sonra hem erkek hem kadınlardır.

Kalsiyum vücutta çok önemli fonksiyonları olan elzem bir mineraldir. Vücutta sentez edilmediği için, diğer elzem besin öğeleri gibi besinlerle alınması gerekir. Kemik sağlığı için vazgeçilmez bir besin öğesidir. Bu nedenle her yaş grubunda günlük kalsiyum ihtiyacının mutlaka karşılanması gerekir. Ancak yapılan bilimsel araştırmalar tüm dünyada günlük kalsiyum alımının ihtiyacın çok altında olduğunu göstermiştir.  

Süt ve süt ürünleri en zengin kalsiyum kaynağıdır. Bazı yeşil sebzelerde de bir miktar kalsiyum vardır. Ancak bunlar kalsiyum ihtiyacının karşılanmasını sağlayacak kadar tüketilemezler. Bu nedenle de sürdürülen normal beslenme ile, günlük kalsiyum ihtiyacının ancak % 20-30’u süt ve süt ürünleri dışındaki besin gruplarından sağlanır.  

Osteoporozun gittikçe artan görülme sıklığı dikkate alınınca kalsiyum içeren gıdalar, kalsiyumdan zenginleştirilmiş gıdalar ve kalsiyum içeren takviye edici gıdalar çok önemlidir.  Kalsiyum içeren takviye edici gıdaların yaşla ilerleyen kemik kaybı (osteoporoz) üzerinde olumlu etkileri olduğu bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Sürdürülen normal beslenme ile, günlük kalsiyum alımının yetersiz olduğu durumda, günlük kalsiyum alımının desteklenmesi için kalsiyum içeren takviye edici gıdaların kullanılması çok yaygındır. 

Kalsiyum içeren takviye edici gıda seçerken,  dikkat edilmesi gereken bazı önemli konular vardır. Bunlar kısaca, 1. İçerdiği kalsiyum bileşiği 2. İçerdiği elementer kalsiyum miktarı 3. İçerdiği diğer besin öğeleri olarak özetlenebilir. 

Takviye edici gıdalarda kullanılan kalsiyum bileşikleri ve elementer kalsiyum içerikleri: Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumlu olan Takviye Edici Gıda Tebliği’nde kalsiyum içeren takviye edici gıdalarda kullanımına izin verilen kalsiyum bileşikleri yer almaktadır. Ancak, her kalsiyum bileşiği aynı değildir ve kalsiyum bileşiklerini birbirinden farklı kılan özellikleri vardır. Tüm dünyada kalsiyum içeren takviye edici gıdalarda yaygın olarak kullanılan başlıca üç kalsiyum bileşiği vardır: 1) Kalsiyum karbonat 2) Kalsiyum sitrat ve 3) Kalsiyum fosfat. 

Kalsiyum fosfat–Kalsiyumun fosfat tuzları bu grup içinde yer alır. Kalsiyum içeriği % 38-39’dur. Emilim oranı yüksektir. Gaz ve kabızlığa neden olmaması nedeniyle tercih edilir. Emilimi mide asiditesine bağlı değildir bu nedenle de yemeklerle ilişkili olmaksızın istenildiği zaman alınabilir. Takviye edici gıda bileşeni olarak kullanımının yanısıra sıklıkla portakal suyu, soya ve pirinç sütünün kalsiyumdan zenginleştirilmesi için kullanılır. Kalsiyumun fosfat tuzlarından en sıklıkla trikalsiyum fosfat kullanılır. Trikalsiyum fosfat, inek sütündeki başlıca kalsiyum bileşenidir. Diş minesi ve kemik yapısında da kalsiyum fosfat oranı çok yüksektir. Trikalsiyum fosfat, hem kalsiyum hem fosfor kaynağıdır. Fosfor da kemik bileşiminde bulunan önemli bir mineraldir. Trikalsiyum fosfat % 39-40 oranında kalsiyum içerir. Kalsiyum fosfat, kemik sağlığı ve onun gelecekteki biyomedikal uygulamaları için önemli bir bileşik olarak kabul edilmektedir. 

Tercih edilmemesi gereken kalsiyum bileşikleri ve kaynakları nelerdir?Koral kalsiyum: Kaynağı fosilleşmiş mercan kaynaklarıdır. Koral kalsiyum esasen kalsiyum karbonat içerir. Özel olarak bazı hastalıkları (kanser, kalp hastalığı, kan basıncı yüksekliği, multiplsklerozis, lupus) tedavi edici olduğu yönündeki iddialar doğru değildir; bilimsel araştırmalarla ispatlanamamıştır.  Söz konusu bu iddialara inanmamak gerekir. Amerika’da 2004’de, halkı yanıltıcı iddialar ortaya attıkları için, ilgili ürünlerin üreticileri hakkında ilgili mercilerce yasal işlem yapılmıştır. İstiridye kabuğu kalsiyumu: Kalsiyumun doğal formu gibi algılansa da, tercih edilmemelidir. Yapılan araştırmalar toksik madde ve kurşun içeriklerinin yüksek olduğunu göstermiştir. Kemik tozu: Hayvan kemiklerinin çok ince toz haline getirilmiş halidir. Doğal kalsiyum kaynağı olarak algılanır. Toksik madde ve kurşun içerikleri yönünden sakıncalıdır. 1980’den bu yana önerilmemektedir. Kalker kalsiyumu: Susuz kalsiyum magnezyum karbonattan oluşur. Kurşun ve toksik madde içerme ihtimali yüksektir. Tercih edilmemelidir.  

Kalsiyum içeren takviye edici gıda kullanırken!!!

Yaş neden önemlidir? Bebeklerde ve küçük çocuklarda kalsiyum emilimi daha yüksektir. Alınan kalsiyumun yaklaşık % 60’ı emilir. Yaş ilerledikçe kalsiyum emilim oranı düşer. Yetişkinlerde kalsiyumun emilme oranı % 15-20 civarındadır. Emilim oranındaki düşüklük nedeniyle 50 yaş üzerinde günlük kalsiyum ihtiyacı hem erkeklerde hem de kadınlarda 1200 mg olarak belirlenmiştir. 

Bir defada alınan kalsiyum miktarı neden önemlidir? Alınan kalsiyum miktarı arttıkça, kalsiyumun bağırsakta emilme oranı düşer. Çalışmalar bir defada 500 mg ve altında kalsiyum alındığında bağırsakta kalsiyum emiliminin en fazla olduğunu, daha fazla miktarda alındığında ise azaldığını göstermiştir. Bir defada 500 mg’dan daha fazla kalsiyum alınmaması gerekir ve önerilir. Bir defada 500 mg’ın üstünde kalsiyum alındığında mühim bir kısmı emilmeyip atılır. 

Serum vitamin D düzeyi de bağırsakta kalsiyum emilimini etkiler. Serum kalsiyum düzeyi düşük ise kalsiyum emilim oranı da düşük olur. Vitamin D eksikliği ise tüm dünyada çok yaygındır. Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nda ortalama kalsiyum alımı, ortalama süt ve süt ürünü tüketimi ve D vitamini alımı  her yaş grubunda çok düşük bulunmuştur. Kalsiyum içeren takviye edici gıda bileşiminde vitamin D olması bu nedenle çok önemli ve yararlıdır. 



Birlikte yenilen yiyecekler kalsiyum emilimini olumsuz etkiler. Tam tahıl unlarında bulunan fitik asit, kalsiyumu bağlar ve emilimini azaltır. Benzer şekilde koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan okzalat da kalsiyumu bağlayarak kalsiyum emilimini azaltır. Polidekstroz ve inülin gibi prebiyotiklerin kalsiyum emilimini arttırdığı bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. 

Kalsiyum içeren takviye edici gıdaların içeriğinde ne aranmalıdır? Kemik sağlığı için önemli olan diğer besin öğelerinin varlığı, kullanılacak takviye edici gıdayı belirlerken önemlidir. Tüm dünyada günlük kalsiyum alımı, günlük ihtiyacın altında olduğu için, besinlerin de kalsiyumdan ve kemik sağlığı için önemli olan diğer besin öğelerinden zenginleştirilmesi tercih edilir. Kemik sağlığı için önemli olan diğer besin öğelerinin başında vitamin D gelir. 

Kalsiyum Alımının Yetersiz Olduğu Özel Durumlar

Laktoz entoleransı: Laktoz entoleransı erken çocukluk yaşlarından itibaren görülebilir. Sıklıkla erişkin tipi laktoz entoleransı görülür. Belirtiler bireysel farklılıklar gösterir. Kimi hiç süt ve süt ürünü tüketemezken kimi de az miktarda (12gr laktoz - 240cc süt) tüketebilir. Fermente süt ürünleri (peynir ve yoğurt) daha kolay tolere edilir. Laktoz entoleransı olanların kalsiyum takviyesi alması kaçınılmazdır.

İnek sütü alerjisi: Süt alerjisi çocuklarda sık görülür. Tedavide önerilen süt ve süt ürünlerinden ve içinde süt bulunan besinlerden uzak durulmasıdır. Süt alerjisi olan çocukların kalsiyum takviyesi alması gereklidir.

Yeme bozuklukları: Anoreksiya ve bulimia nervozada beslenme ileri derecede bozulur. Mutlaka kalsiyum ve vitamin takviyesi almaları gerekir. 

Kemik kırıkları: Çocuklarda düşme ve çarpmalara bağlı olarak kemik kırılmaları sıktır. Hareketsizlik, kalsiyum kaybını arttırır. Kemik kırıklarının iyileşme sürecinde kalsiyumdan zengin beslenme ve kalsiyum takviyesi önerilir.

Obezite: Günümüzde dört çocuktan biri obezdir. Obez çocuklarda kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteopeni) çok sıktır. Bu nedenle ön kol kırıkları daha sık olmak üzere kemik kırılmaları çok sık görülür. Obezlerin yağsız süt ve süt ürünleri ile beslenmeleri desteklenmeli ve kalsiyum takviyesi yapılmalıdır.

İştahsız çocuklar: Önemli bir kısmı yeterli süt ve süt ürünü tüketemezler. İştahsızlık nedeniyle süt ve süt ürünleri tüketimleri az olan ya da hiç tüketmeyen çocukların beslenmesinde kalsiyum takviyesi ihmal edilmemelidir.

Yemek seçen çocuklar: Özellikle bazı besin gruplarını tercih ettikleri için yetersiz kalsiyum alımları çok yaygındır. Genellikle de süt ve süt ürünlerinde çok seçicidirler. Sürdürdükleri beslenme ile yemek seçicilikleri nedeniyle süt ve süt ürünleri tüketmeyen ya da az miktarda tüketen çocuklara kalsiyum takviyesi yapılmalıdır.

Çok meşrubat içen çocuklar: Meşrubat adı verilen ve çocuklar da dahil olmak üzere çok tüketilen meşrubatların pek çoğu kafein içerir. Kafein içeren içecekler idrarla kalsiyum atılımı arttırır. Bu nedenle daha fazla süt ve süt ürünleri tüketmeleri sağlanmalı, kalsiyum takviyesi ile beslenmeleri desteklenmelidir.

Diyet yapanlar: Özellikle hekim kontrolünde gerçekleşmeyen diyet uygulamalarında, bilinçsiz diyetlerde kalsiyum alımı belirgin derecede yetersizdir. Uzun süren diyet uygulamaları sonucunda osteopeni sıklıkla ortaya çıkar. Diyet yapanların kalsiyum takviyesi alması gerekir. 

Vejeteryanlar: Özellikle süt ve ve süt ürünleri tüketmeyen vejeteryanların kalsiyum takviyesi almaları gerekir.

Menopoz sonrası kadınlar: Menopozdan sonra östrojenin kemik ve kalsiyum metabolizması üzerindeki etkisi kalkınca kemik kayıpları artar. Bağırsaklardan kalsiyum emilim oranı azalır. Menopozdan sonra kadınlarda günlük kalsiyum ihtiyacı artar. Mutlaka kalsiyum takviyesi ile desteklenmelidirler.

Kalsiyum kaynakları nelerdir?  Bilinen en zengin kalsiyum kaynağı süttür. Kalsiyumdan zengin diğer besinlerde kalsiyum, süt ve süt ürünleri ile mukayese edildiğinde çok düşüktür.

Kalsiyum alımını olumsuz etkileyen faktörler nelerdir? Kalsiyum alımını olumsuz etkileyen faktörler arasında sık sık diyet yapma, yetersiz ve dengesiz beslenme, çok kafein içeren içeceklerden tüketme, çok meşrubat içmek, çok alkol içmek ve yetersiz vitamin D almak sayılabilir. Her yaşta günde 400 unite vitamin D alınması ihmal edilmemelidir.

Unutmayın!!!

1.Total kalsiyum ve elementer kalsiyum ayrımında olun!!! Elementer kalsiyum vücudun kullanabileceği kalsiyum miktarıdır. Sindirim sırasında, kullanılan kalsiyum bileşiğinden çözünür ve emilmek için serbestleşir. Takviye edici gıdanın üzerinde her zaman elementer kalsiyum miktarı belirtilmeyebilir. Kimi zaman üreticiler kutunun üstüne ürünün içerdiği kalsiyum bileşiğinin miktarını yazarlar. Bu durum sizleri yanıltmasın! Örneğin, ürün etiketinde 1200 mg yazıyor ise, bu elementer kalsiyum miktarı olmayıp, toplam kalsiyum bileşiği miktarı da olabilir. Bu durumda ürünün ne kadar elementer kalsiyum içerdiğini hesaplayabilmek için, içerdiği kalsiyum bileşiğinin ne olduğuna bakılması gerekir. Eğer ürünün kalsiyum kaynağı trikalsiyumfosfat ise, 1200 x = 0,39 =  468 mg elementer kalsiyum; kalsiyum sitrat ise, ürün 1200 x 0,21= 252 mg elementer kalsiyum içerir.

2. Demir ve çinko içeren takviye edici gıda da kullanıyorsanız!!! 
Kalsiyum içeren takviye edici gıda ile birlikte demir ve/veya çinko içeren bir başka takviye edici gıda da kullanılıyorsa, emilimlerini olumsuz etkilediği için, her ikisi arasında 2 saat geçmesine özen gösterilmesi gerekir.  D vitamini ("kalsiferol") doğal olarak sadece birkaç gıdada bulunan yağda çözünen çok önemli bir vitamindir. Ayrıca doğal olarak deride, güneş ışığından gelen ultraviyole (UV) ışınlarının etkisi ile de sentez edilir. Az sayıda, doğal gıdada var olduğu için günümüzde pek çok gıda D vitamininden zenginleştirilir. Sonuç olarak insanlar D vitamini ihtiyaçlarını başlıca üç kaynaktan sağlarlar. 1. Güneşe maruz kalma, 2. Yiyecekler ve 3. Takviye Edici Gıdalar.
D vitamini, bağırsaklarda kalsiyum emilimini arttırır. Normal kemik mineralizasyonunu destekler. Yeterli D vitamini alınmazsa kemikler zayıf, kırılgan olur. D vitamini yeterli alınırsa çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalazi gibi kemik sağlığının çok olumsuz etkilendiği hastalıklar önlenir. Kalsiyum ile birlikte D vitamini yaşlılarda belirti veren ve belleri büken “osteoporoz”dan da korumaya yardımcı olur.

Gıdalarda ve besin takviyelerinde, D vitamininin sadece yan zincir yapılarında kimyasal olarak farklılık gösteren iki ana formu vardır: D2 (ergokalsiferol) ve D3 (kolekalsiferol). Her iki form da ince bağırsakta iyi emilir. Bağırsakta aynı anda yağ bulunması D vitamini emilimini artırır. Yaşla birlikte D vitamini emilimi de azalır. Ne yaşlanma ne de obezite bağırsaktan D vitamini emilimini değiştirmez.

Geleneksel olarak D vitamini eksikliği, serum 25-OH D düzeyinin 
D Vitamini Kaynakları: Doğal olarak az sayıda besin D vitamini içerir. Yağlı balıkların eti (alabalık, somon, ton balığı ve uskumru gibi) ve balık karaciğer yağları en iyi kaynaklardır. Sığır karaciğeri, peynir ve yumurta sarısı, başta D3 vitamini ve metaboliti 25 (OH) D3 olmak üzere az miktarda D vitamini içerir.

Dünyadaki çoğu insan, D vitamini ihtiyaçlarının en azından bir kısmını kendilerini güneş ışığına maruz bırakarak karşılar. Deride D vitamini sentezini etkileyen faktörler arasında mevsim, günün saati, gün uzunluğu, bulut örtüsü, sis, cilt melanin içeriği ve güneş kremi kullanımı bulunur.

D vitamini eksikliği nedir?

D vitamini eksikliği, vücudunuzda yeterli D vitamini bulunmadığı anlamına gelir. D vitamini benzersizdir çünkü cildiniz onu aslında güneş ışığını kullanarak üretir. Açık tenli bireyler ve daha genç olanlar güneş ışığını D vitaminine çevirir, daha koyu tenli ve 50 yaşın üzerinde olanlarda sentez nispeten azdır. Haftada üç gün yaklaşık 15-20 dakika genellikle yeterlidir.

D vitamini neden bu kadar önemli?

D vitamini, vücudumuzun sağlıklı kalması için ihtiyaç duyduğu birçok vitaminden biridir. Bu vitaminin aşağıdakiler dahil birçok işlevi vardır. Kemikleri güçlü tutmak: Sağlıklı kemiklere sahip olmak, sizi raşitizm de dahil olmak üzere çeşitli koşullardan korur. Raşitizm, çocukların zayıf ve yumuşak kemiklere sahip olmasına neden olan bir hastalıktır. Vücuttaki D vitamini eksikliğinden kaynaklanır. Kemikleri oluşturmak için, kalsiyum ve fosforun kullanılabilmesi için D vitaminine ihtiyacımız vardır. Yetişkinlerde yumuşak kemiklere sahip olmak, osteomalazi denilen bir durumdur. Kalsiyum emilimi: D vitamini, kalsiyum ile birlikte kemiklerin oluşmasına ve kemiklerin güçlü ve sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Zayıf kemikler osteoporoza, kemik yoğunluğu kaybına ve bu da kırıklara yol açabilir. D vitamini, bir kez ağızdan veya güneş ışığına maruz kaldığında alındığında, aktif bir vitamin formuna dönüştürülür. Diyetinizden kalsiyumun en iyi şekilde emilmesini sağlayan aktif formdur. Diyette yeterli kalsiyum ve yeterli aktif D vitamini olduğunda, diyetteki kalsiyum emilir ve tüm vücutta iyi bir şekilde kullanılır. Kalsiyum alımı yetersizse veya D vitamini düşükse, paratiroid bezleri kan kalsiyumunu normal aralıkta tutmak için iskeletten kalsiyumu 'ödünç alır'.

Diyetinizin yeterli D vitamini almakla ne ilgisi var? D vitamini pek çok gıdada doğal olarak yoktur. Çok az sayıda besinde doğal olarak Vitamin D bulunur. Bazı gıdalara D vitamini eklenmesinin nedeni budur. Özellikle veganların ve laktoz entoleransı olanların çocuklukta da inek sütü alerjisi olanların sürdürdükleri beslenme ile vitamin D ihtiyaçlarını karşılamaları mümkün değildir. Bu durumda sürdürülen beslenme kalsiyum ve vitamin D içeren takviye edici gıdalar ile desteklenmelidir.

D vitamini eksikliğinin belirti ve semptomları nelerdir? Şiddetli D vitamini eksikliği, çocuklarda büyüme geriliği, kaslarda güçsüzlük, kemiklerde ağrı ve eklemlerde şekil bozuklukları olarak ortaya çıkan raşitizme neden olur. D vitamini eksikliği yetişkinlerde o kadar belirgin değildir. Yetişkinlerde D vitamini eksikliğinin belirtileri yorgunluk, kemik ağrısı, kas zayıflığı, kas ağrıları veya kas krampları, depresyon gibi ruh hali değişiklikleri olarak özetlenebilir.