Laxafiber

Prebiyotik Lif içeren Takviye Edici Gıda

Bileşenler: Polidekstroz (%100)

Kullanma Talimatı: Tüketilmesi önerilen günlük porsiyon miktarı,  günde 2 defa, 2 saşedir. Saşe içeriğinin sıcak veya soğuk her türlü içecek veya yiyecekle karıştırılarak, bol sıvı ile tüketilmesi önerilir. Tavsiye edilen günlük porsiyonu aşmayın.
Laxafiber kullanım tablosu
Uyarılar / Önlemler: Hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi amacıyla kullanılmaz. Takviye edici gıdalar normal beslenmenin yerine geçemez. Hamilelik ve emzirme dönemi ile hastalık veya ilaç kullanılması durumlarında doktorunuza danışın. Açılan saşeyi hemen tüketin, bekletmeyin. Saşe açıldıktan sonra bekletilirse toz halindeki saşe içeriği, havadaki nemin etkisiyle form değiştirip, sertleşebilir. Beklenen etkinin görülebilmesi için prebiyotik bileşen tüketiminin en az 5 g/gün olması gerekir.

Saklama Koşulları: Işık almayan serin ve kuru bir yerde, ambalajı içinde muhafaza edin. Çocukların ulaşamayacağı yerde saklayın.

Tavsiye Edilen Tüketim tarihi (TETT): Kutunun üstündedir.
Menşe Ülke: Bulgaristan 
Üretici Firma: Kendy Ltd. 101 Sofia Street, 1320 Bankya, Bulgaristan 
İthalatçı Firma: Birpharma Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. Teşvikiye Mahallesi Sezai Selek Sokak No: 17/4 Şişli-İstanbul – Türkiye. 
Takviye Edici Gıda Onay No: 000092- 16.12.2014
Net: 66gr (2.2 x 30)

Laxafiber, prebiyotik lif içeren bir “takviye edici gıdadır”, ilaç değildir.
Yeteri kadar besin lifi tüketemeyenlerin günlük lif tüketimlerini desteklemek amacıyla üretilmiştir. Normal günlük beslenmeyle, lif tüketimi yeterli olmadığında, günlük lif alımını desteklemek amacıyla kullanılmalıdır.
Sağlıklı beslenmede lif kaynakları meyve, sebze, tahıl ve bakliyat grubunda yer alan besinlerdir. Laxafiber, meyve, sebze, tahıl ve bakliyat gibi besinsel lif kaynakları, yeterli tüketilmediğinde lif alımını arttırmak, desteklemek için önerilir. Sürdürülen doğal beslenme ile yeterli lif alınmadığında sorunlar yaşayanların lif alımlarını arttırmak amacıyla tüketilebilir. Laxafiber, günlük lif tüketiminin arttırılması gereken hallerde, sürdürülen normal beslenmeyi liften zenginleştirmek amacıyla önerilir.
Laxafiber sıcak, ılık veya oda ısısındaki sıvılarda hemen erir. İçinde eridiği sıvının kokusunu, berraklığını ve tadını değiştirmez. Bu nedenle kolay tüketilir. Soğuk içecekler içinde erimesi için bir süre beklenmelidir. Laxafiber içeriğindeki lif, yüksek ısıdan etkilenmez. Bu nedenle lif içeriğinin arttırılması amacıyla her türlü yemeğe, kek, poğaça, ekmek ve börek gibi hamur işlerine pişirilmeden önce ilave edilip sonra pişirilebilir. Ayrıca, yemekler piştikten sonra da ilave edilebilir.
Laxafiber’in içindeki prebiyotik lif, suda eriyen lif özelliğinde olduğu için su ve diğer içeceklerde çok kolay çözünür, berraktır; kokusu ve tadı yoktur. Bu nedenle içinde eridiği içeceğin tadını, kokusunu, görüntüsünü değiştirmez. Bir adet tek kullanımlık toz paket (saşe), sadece 4 kalori içerdiği için, içine ilave edildiği içeceğin ve yiyeceğin kalori değerini arttırmaz. Ilık ve sıcak her türlü içeceğe veya yiyeceğe katılarak tüketilebilir, lezzetini değiştirmez. Yüksek ısıdan etkilenmez, pişirilebilir; bu nedenle pişirilen içecek ve yiyeceklere de ilave edilebilir. Hazırlanan besinin (yemeğin) lif içeriğini arttırmak amacıyla her türlü yiyeceğin içine ilave edilip, yiyecek normal koşullarda pişirilebilir.
Laxafiber’in içeriğinde yer alan polidekstroz, düşük kalorili olup (1kcal/gr), glisemik cevabı da düşüktür. Bu nedenle Laxafiber, şeker hastaları tarafından da tüketilebilir.
Laktoz içermez bu nedenle de laktoz entoleransı olanlar tarafından da tüketilebilir
Serin ve kuru bir yerde saklanmalıdır. Buzdolabına koymayınız. Açılan saşe hemen tüketilmeli, bekletilmemelidir. Bekletilirse, havadaki nemin etkisiyle toz içerik form değiştirip, sertleşebilir; ancak etkinliğini kaybetmez.
Gluten içermez. Çölyak hastaları tarafından da kullanılabilir.
Fenilalanin içermez. Fenilketonüri hastaları tarafından da kullanılabilir.
Hiçbir koruyucu içermez.
Hiçbir aroma içermez. Bu nedenle her türlü yiyecek veya içecek içine katılabilir. İçine katıldığı besinin veya içeceğin rengini, kokusunu, tadını ve berraklığını değiştirmez.
Hayır, içermez.
Laxafiber, sadece eczanelerde satılır. Online olarak da internet sitemizden temin edilebilir.
Lif Hakkında

Lif, unutulan besin öğesi...
Lif (fiber) en az anlaşılmış besin öğesidir. Günlük tüketim miktarı, ne işe yaradığı, neden tüketilmeleri gerektiği ve hangi besinlerde daha fazla bulunduğu yaygın olarak bilinmez. Hemen herkes liften zengin beslenmenin sağlıklı olduğunu duymuştur. Ama çok azımız besinlerdeki lifin neden önemli olduğunu ve nasıl alınacağını biliriz.
Bitkilerin veya bitki kaynaklı besinlerin, (sebze, meyve, tahıl ve bakliyatın) mide-bağırsak sistemi salgıları ile sindirilemeyen ve vücutta bir veya daha fazla sayıda faydalı fizyolojik etkisi olan bileşenlerine "lif" adı verilir. Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği ve Avrupa Birliği-Avrupa Komisyonu’nun bu konudaki raporuna göre ("Directive 2008/100/EC"), lif; İnsan ince bağırsağında sindirilemeyen, emilemeyen ve üç veya daha fazla monomerden oluşan;

1) Tüketilen gıdada doğal olarak bulunan yenilebilir karbonhidrat polimerlerini, 2) Gıda hammaddelerinden fiziksel, enzimatik veya kimyasal yolla elde edilen ve faydalı fizyolojik etkiye sahip olduğu genel kabul görmüş bilimsel kanıtlarla doğrulanmış olan yenilebilir karbonhidrat polimerlerini, 3) Faydalı fizyolojik etkiye sahip olduğu genel kabul görmüş bilimsel kanıtlarla doğrulanmış olan yenilebilir sentetik karbonhidrat polimerlerini, ifade eder.

Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’nde lif tanımında yer alan faydalı fizyolojik etkiler belirtilmemiş olmakla birlikte Avrupa Birliği- Avrupa Komisyonu’nun bu konudaki direktifinde ("Directive 2008/100/EC - 28 October 2008-Madde (5)") bir maddenin lif olabilmesi için, aşağıdaki fizyolojik etkilere sahip olması koşul olarak belirtilmiştir.

“COMMISSION DIRECTIVE 2008/l00/EC – Madde (5):

Lif geleneksel olarak bitkilerle tüketilir ve aşağıdaki fizyolojik etkilerden bir veya daha fazlasına sahiptir.
1. Bağırsakta geçiş süresini (intestinal transit zamanı) kısaltmalı, dışkı hacminde artışa neden olmalıdır.
2. Kalın bağırsaktaki yerleşik mikroorganizmalar (kolonik mikroflora) tarafından fermante edilebilmelidir.
3. Kan total kolesterol ve LDL kolesterol düzeylerini düşürmelidir.
4. Kan insülin düzeyini azaltmalıdır.

Yapılan son araştırmalar, benzeri fizyolojik etkilerin besinlerde doğal olarak mevcut olmayan, sindirilmeyen diğer karbonhidrat polimerlerinin tüketilmesi ile de elde edilebileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle, bir veya daha fazla sayıda faydalı fizyolojik etkisi olan karbonhidratların da lif tanımına dahil edilmesi uygundur.”
Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’nde yer aldığı tanımıyla prebiyotik bileşen: Bağırsaklarda bir tür veya sınırlı sayıda birkaç tür probiyotik mikroorganizmanın çoğalma ve/veya aktivitesini seçici olarak destekleyerek, insan sağlığını olumlu yönde etkileyebilen ve sindirilemeyen gıda bileşenlerini içerir.
Prebiyotik bileşen olma özellikleri gösteren liflere prebiyotik lif adı verilir. Liflerin bir kısmının prebiyotik etkisi vardır. Ancak her lif prebiyotik etki göstermez. Bu nedenle lifler prebiyotik lifler ve prebiyotik olmayan lifler olmak üzere iki grupta değerlendirilebilir. Prebiyotik lif, prebiyotik özellikleri olan liflere verilen isimdir. Prebiyotiklerin hepsi lif özelliği gösterir. Ancak liflerin hepsi prebiyotik etki göstermez. Prebiyotikler sindirim ve bağışıklık sistemini düzenleyen ve destekleyen probiyotik bakterilerin bağırsakta gelişimini ve yaşamını destekler. O halde, liflerin prebiyotik lif olmaları, söz konusu lifin sindirim ve bağışıklık sistemini düzenleyen ve destekleyen probiyotik bakterilerin bağırsakta gelişimini ve yaşamını desteklemesi koşulunda söz konusu olur. Probiyotik mikroorganizmalar da sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olur.
Diyetteki lifin insan sağlığı üzerindeki etkileri önemli ve çok sayıdadır. Ancak araştırmalar, hemen her toplumda liflerin günlük tüketim miktarının yetersiz olduğunu, günde ortalama 14-15 g tüketildiğini göstermiştir. Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’nde faydalı fizyolojik etkiler belirtilmemiş olmakla birlikte Avrupa Birliği- Avrupa Komisyonu’nun bu konudaki direktifinde ("Directive 2008/100/EC - 28 October 2008-Madde (5)") bir maddenin lif olabilmesi için, aşağıdaki fizyolojik etkilere sahip olması koşul olarak belirtilmiştir. Söz konusu faydalı fizyolojik etkiler aynı zamanda liflerin faydalı etkileri olarak sıralanabilir.
COMMISSION DIRECTIVE 2008/l00/EC – Madde (5):

Lif geleneksel olarak bitkilerle tüketilir ve aşağıdaki fizyolojik etkilerden bir veya daha fazlasına sahiptir.
1. Bağırsakta geçiş süresini (intestinal transit zamanı) kısaltmalı, dışkı hacminde artışa neden olmalıdır.
2. Kalın bağırsakta yerleşik mikroorganizmalar (kolonik mikroflora) tarafından fermante edilebilmelidir.
3. Kan total kolesterol ve LDL kolesterol düzeyinde düşmeye neden olmalıdır.
4. Kan insülin düzeyini azaltmalıdır. Yapılan son araştırmalar, benzeri fizyolojik etkilerin besinlerde doğal olarak mevcut olmayan, sindirilmeyen diğer karbonhidrat polimerlerinin tüketilmesi ile de elde edilebileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle, bir veya daha fazla sayıda faydalı fizyolojik etkisi olan karbonhidratların da lif tanımına dahil edilmesi uygundur.
Lif mide-bağırsak sisteminde nasıl etki eder? Lifler suda eriyebilirliklerine göre de sınıflandırılırlar. Suda eriyebilen lifler, bağırsaklarda ilerlerken çok miktarda su çekip jöleleşerek dışkıya karışırlar. Bu nedenle dışkı yumuşar ve daha hacimli hale gelir. Suda erimeyen lifler ise, kalın bağırsağın son kısımlarında ilerlerken sünger benzeri etki ile su çekerek, dışkıyı yumuşatırlar. Her iki cins lif ile de yumuşayan ve hacmi artan dışkının bağırsaklarda ilerlemesi kolaylaşır, daha hızlı ilerler, bağırsaklardan geçiş süresi kısalır. Besinlerin sindirildikten sonra kalın bağırsaklardan geçerek dışkı olarak atılması için geçen süre genellikle üç gündür. Lif tüketiminin arttırılması bağırsaklardan geçiş süresini kısaltır, daha sık ve yumuşak dışkılama ile sonuçlanır.

Lifler, kalın bağırsakta yerleşik mikroorganizmalar (kolonik mikroflora) tarafından fermante edilirler. Açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri bağırsakların beslenmesi ve sağlığı için önemlidir.
Normal diyette lif kaynağı sebze, meyve, tahıl ve baklagillerdir. Yapılan çalışmalar, günlük lif ihtiyacımızdan daha az lif tükettiğimizi göstermiştir. Bir çalışmada, bireylerin ihtiyacın ancak yarısını normal beslenmeleri yoluyla aldıkları gösterilmiştir. Bu durumda lifin gıda takviyesi olarak alınması önerilir. Ortalama erişkin diyeti günde 14 - 15 gr lif içerir. Günlük lif ihtiyacı ve önerilen miktarlar ise bunun çok üstündedir. Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’nde lif için referans alım düzeyleri (yetişkinler için) 25 gram olarak belirlenmiştir.

Günlük lif ihtiyacı
Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez besinleri olan sebzeler, meyveler, tahıllar ve baklagiller liften zengindir.
Bütün lifler aynı değildir. Lifler, genel olarak suda eriyebilirliklerine göre sınıflandırılırlar. Suda eriyebilen lifler, su çekerek jel haline dönüşürler. Dışkı kitlesini ve yumuşaklığını arttırırlar. Suda erimeyen lifler ise kalın bağırsağın son kısımlarında sünger benzeri etki ile su çekerek "yumuşak kitle" oluşturarak dışkının yumuşamasını sağlarlar. Ayrıca bazı liflerin prebiyotik özellikleri vardır, bazı liflerin ise yoktur. Bu nedenle bütün lifler aynı değildir.
Sağlıklı beslenmede, meyve, sebze, tahıl ve baklagil tüketimi çok önemlidir. Meyve ve sebzeler lifin yanında C ve A vitamininden, tahıl ve baklagiller ise lifin yanında B grubu vitaminlerden zengindir. Sağlıklı besinler olmaları ve vücuda faydaları da içerdikleri lif ve vitamin-minerallerden zengin olmalarındandır. Ancak bu besin grupları, lif içerikleri zengin olduğu için, kabızlığı (peklik)olanlara sıklıkla tavsiye edilir. Kabızlık (peklik) dışkılamanın seyrek olmasıdır. Meyve, sebze, tahıl ve baklagil tüketenlerde kabızlık daha az görülür. Meyve, sebze, tahıl ve baklagil tüketimi, kilo vermeyi destekler; bol miktarda meve-sebze, tahıl ve baklagil tüketenlerde kalp hastalıklarının görülme sıklığı daha düşüktür. Bu grup besinlerden zengin beslenenlerde kan lipid ve kolesterol düzeyleri de daha düşüktür. Bağırsak alışkanlıklarının (dışkılamanın) düzenli olmasında ve bunun sonucunda doğal olarak kabızlığın (pekliğin) önlenmesinde ve çözümünde hekimler tarafından en sık önerilen, liften zengin olmaları nedeniyle sebze, meyve, tahıl ve baklagillerden zengin beslenmedir.