ALLERfree

ALLERfree Bisküvi 

- Kalsiyum ve Vitamin D ilaveli !!!
- Süt içermez !
- Laktoz içermez !
- Yumurta içermez !
- Gluten içermez !
- Soya içermez !

Kimler ALLERfree Bisküvi Tüketebilir?

- İnek sütü proteini alerjisi olanlar tüketebilir. Süt içermez!
- Laktoz entoleransı olanlar tüketebilir. Laktoz içermez!
- İnek sütü proteini alerjisi olanlar tüketebilir. Tereyağı içermez!
- Yumurta alerjisi olanlar tüketebilir. Yumurta içermez!
- Çölyak hastalığı olanlar tüketebilir. Gluten içermez!
- Soya alerjisi olanlar tüketebilir. Soya içermez!
- Çoklu besin alerjisi olanlar tüketebilir. Alerjen içermez!


allerfree el yapımı bisküvi

Neden Kalsiyum ve Vitamin D ilaveli?

İnek sütü alerjisi olan çocukların beslenmesinden kısa veya uzun bir süre süt ve süt ürünlerinin çıkarılması, tedavinin olmazsa olmaz yaklaşımıdır. 
Diğer taraftan her yaşta olduğundan daha da önemli olmak üzere, bebek ve çocukların günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması kemik sağlığı ve gelişimi için çok önemlidir. Ancak, sürdürülen normal beslenmede başlıca kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünleridir. Tedavi amaçlı süt ve süt ürünü tüketmesi yasaklanan bebeğin/çocuğun günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması amacıyla beslenmesinin desteklenmesi gerekir.
Bu da kalsiyum içeren takviye edici gıdalar ve/veya kalsiyum takviyeli besinleri tüketmeleri sağlanarak mümkün olur. Vitamin D, hem kalsiyum emilimini arttırması hem de günlük vitamin D ihtiyacının desteklenmesi amacıyla bu özel bisküvinin bileşiminde yer almıştır.

İNEK SÜTÜ ALERJİSİ

İnek sütü içindeki proteine karşı vücutta gelişen tepkilere “inek sütü proteini alerjisi” adı verilir. Bilindiği gibi inek sütünün içeriğinde protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller vardır. İnek sütü proteini yapı ve protein çeşitlemesi olarak anne sütünden farklıdır. İnek sütünde ağırlıklı olarak kazein bulunur. Whey proteinlerinden de alfa ve bata laktalbumin içerir. İnek sütü proteini alerjisinden sıklıkla beta laktalbumin sorumludur.

Süt alerjisi olan bebeklerde sıklıkla aile hikayesi vardır. Ailede inek sütü veya bir başka besine alerjisi olan bir birey sıklıkla bulunur. İmmün sistemin tam gelişmemiş olduğu erken bebeklik-çocukluk döneminde özellikle inek sütü, yumurta ve soya proteinine alerji sık görülür.

İnek sütü proteini alerjisi sıklıkla inek sütü alan bebeklerde görülürse de sadece anne sütü alan bebeklerde de görülebilir. Bu durumda gelişen alerjinin kaynağı (alerjen) bebek tarafından annenin sütüyle alınır. Annenin inek sütü ve ürünleri tüketmesi durumunda bir miktar alerjik protein anne sütüne geçer ve bebekte alerjiye neden olur.

Bebeklerde görülen besin alerjilerinin en sık görüleni inek sütü proteini alerjisidir. Değişik toplumlarda % 3-8 arasında değişen oranlarda görüldüğü bildirilmiştir. Genellikle iki yaşından sonra alerji geriler ve belirtiler kaybolur. İnek sütü proteini alerjisi vakalarının yüzde 80’i üç yaşına kadar geçer.
Alerjik tepkimeler, vücutta başlıca üç sistemde belirti verir. Deri, mide-bağırsak ve solunum sistemleri bu belirtilerin yoğunlaştığı sistemlerdir. Sıklıkla karşılaşılan belirtiler aşağıdaki şekildedir:

* Egzema ve/veya deri döküntüleri
* Karın ağrısı ve kramplar
* Kusma
* İshal veya kabızlık

Bebeklerin az bir kısmında ise daha ciddi belirtiler olabilir. Buna « anaflaksi » adı verilir.

İnek sütü alerjisine ait belirtiler üç farklı seyirle karşımıza çıkar:

1. Az bir miktar inek sütü alımından hemen sonra veya ilk saat içinde belirtiler gelişir. Ürtiker, egzema, yüzde şişme, kusma, ishal, hışıltı ve sesli nefes alıp verme şeklinde belirtiler görülebilir. En ağır şekli anaflaksidir. Teşhis aradaki ilişkinin belirlenmesiyle konur. Deri prick testi veya RAST kan testi ile tanı kesinleştirilir.
2. İnek sütü alımından birkaç saat sonra belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar. Bağırsaklarda ve deride sensitize olmuş lenfositler bu tepkimeden sorumludur. Bu reaksiyon genellikle IgE kökenli olmadığı için deri prick testi ve RAST kan testleri her zaman (+) olmayabilir.
3. Bu son grupta ise, belirtiler 24 saatten sonra ortaya çıkar. Egzema, kusma, ishal ve solunum sistemi belirtileri olabilir. Alerji testleri nadiren poziftir. IgE kökenli olması çok nadirdir.
Söz konusu belirtiler sadece inek sütü proteini alerjisi durumunda görülmez. Bunun dışında da pek çok nedenle ortaya çıkabileceği için mutlaka doktor tarafından hasta değerlendirilmelidir. İlgili testler yapıldıktan sonra teşhis kesinleşir.
İnek sütü proteini teşhisi konduğunda tedavi, diyetten süt ve süt ürünleri ile bunları içeren besinlerin çıkarılmasıdır. Anne-babalar her şeyin içeriğini okumalı ve sakıncalı içerikleri yedirmemelidirler.
1. Anne sütü alan bebeklerde hastalık tespit edilirse, anne sütünün kesilmesine neden yoktur. Annenin inek sütü ve ürünleri tüketmemesi yeterlidir.

2. Eğer bebek biberon maması ile besleniyorsa, inek sütü kökenli mamaların kullanılmaması gerekir. Soya bazlı veya hidrolize mamalar seçilebilir. Bu konu hekimin tedavi sorumluluğu içindedir. - Soya bazlı biberon mamaları: İnek sütü proteini alerjisi olan çocukların yüzde 53-83’ü soya bazlı mamaları tolere edebilirler. Yüzde 17-47’sinde ise soyaya karşı da alerji vardır. Son zamanlarda soya bazlı ürünler üretilmemekte ve kullanılmamaktadır. - Hidrolize biberon mamaları: Hidrolize mamalar, inek sütü bazlıdır. Ancak özel işlemlerden geçirilerek proteinler parçalanmış ve alerjik özellikleri yok edilmiştir. Lezzetleri çok iyi olmamakla birlikte ilk tercih edilmesi gereken ürünlerdir. - Amino asit bazlı biberon mamaları: Çok özel mamalardır. Vakaların yüzde 10’unda kullanılmaları gerekir.

3. Eğer alerjik belirtiler çok yoğun ise, antihistaminikler başta olmak üzere diğer bazı ilaçların da kullanılması gerekebilir.
İnek sütü protini alerjisi tanısı konmuş bebeğin 12-18 ay süreyle inek sütü alması yasaklanır. Bu sürenin sonunda inek sütü tekrar başlanabilir. Bu süre her bebek için farklı olabilir. Bu denemeler altı ayda bir tekrarlanabilir.
1. İnek sütü ve inek sütü içeren tüm yiyecek ve içecekler
2. Laktozsuz sütler
3. Peynir, yoğurt ve ayran
4. Tereyağı, margarin ve krema
5. Soya ürünleri
6. İçinde kazein, kazeinat, sodyum ve/veya kalsiyum kazeinat, laktalbumin veya whey olan besinler

Dana eti yenilebilir mi?
İnek sütü proteini alerjisi olan çok az sayıda bebekte dana eti proteini alerjisi de olur. Çok nadirdir.
Bu nedenle genel olarak inek sütü proteini alerjisi olan bebeklerin dana eti yemelerinde sakınca yoktur.
ALLERfree Bisküvi, inek sütü içermez. İçeriğinde, imalatında kullanılan maddelerle veya üretim kanallarından bulaşabilecek hiçbir alerjen yoktur. İnek sütü proteini olan her yaş gruptaki bireyler tarafından tüketilebilir.
YUMURTA ALERJİSİ

Besin alerjileri erişkin yaş gruplarında çok az görülür. Buna karşılık çocuklarda daha sıktır. Özellikle ilk üç yıl içinde sık görülür. Sık görülen besinlerden biri de yumurtadır. Yumurtanın beyazına ve/veya sarısına karşı alerji gelişebilir. Tanı yine hekim tarafından konulur. Tedavide içeriğinde yumurta sarısı ve/veya beyazı olan besinler kullanılmaz.
ALLERfree Bisküvi, yumurta içermez. Bu nedenle yumurta alerjisi olan bireyler tarafından tüketilebilir.
LAKTOZ ENTOLERANSI

Laktoz süt şekerine verilen isimdir. Laktoz entoleransı ise süt içindeki laktozun yeterli sindirilip emilememesine ya da hiç sindirilememesine bağlı olarak gelişen klinik tablodur. Laktoz entoleransının nedeni, ince bağırsakta laktozun sindirilmesini mümkün kılan laktaz enziminin yokluğu veya yetersizliğidir. Laktaz enzimi, laktozu kendisini oluşturan iki basit şekere parçalar. Bunlar glikoz ve galaktozdur. Laktoz kana geçmez, glikoz ve galaktoz ise emilerek kana geçer. Laktaz eksikliği olan herkeste sindirim sorunu yaşanmaz. Bunun nedeni, laktaz eksikliği olanların bir kısmının az miktarda laktozu tolere edebilmesidir. Laktaz eksikliği olanlarda bazı özel belirtiler görülürse buna laktoz entoleransı denir. Laktoz entoleransı genellikle inek sütü alerjisi ile karışır. İnek sütü alerjisinde bağırsakta inek sütü proteinine karşı immün-alerjik reaksiyon söz konusudur. Belirtiler hayatı tehdit edebilecek kadar ciddi olabilir. Süt alerjisi sıklıkla ilk yıl içinde ortaya çıkar. Laktoz entoleransı ise sıklıkla ergenlikten sonra belirgin belirtilere yol açar. Primer laktaz eksikliği genellikle iki yaş civarında başlar. Bu yaşta vücut daha az laktaz üretmeye başlar. Genellikle belirtiler ergenliğe kadar pek dikkat çekici değildir. Primer laktaz eksikliği genetik geçişli bir hastalıktır. Sekonder laktaz eksikliği ise ince bağırsaktaki bir başka nedenle gelişen hasara bağlı olarak gelişir. Sıklıkla ishalle seyreden hastalıklar seyrinde, çölyak hastalığında, Crohn hastalığında görülür. Her yaşta görülebilirse de sıklıkla bebeklikte görülür. Laktoz entoleransı genellikle ergenler ve erişkinlerin sorunudur. Bazı etnik gruplarda daha sık görülür. Kuzey Avrupa ülkelerinde en az görülür. Prematüre doğan bebeklerde gelişimsel olarak laktaz yetersizliği söz konusu olduğu için laktoz entoleransı belirtileri görülebilir. Laktoz entoleransı olanlarda kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanması önemlidir. Süt ve süt ürünleri en önemli, en zengin kalsiyum kaynaklarıdır. Kalsiyum her yaşta kemik sağlığı için vazgeçilmez bir mineraldir. Laktoz entoleransı olanlarda kalsiyum takviyesi kullanılması ihmal edilmemelidir.
Süt ve süt ürünlerinin yenmesini takip eden 30 dakika ile 2 saat arasında belirtiler başlar. Belirtiler hafif de olabilir çok şiddetli de sorun yaratabilir. Bu durum laktaz düzeyi ve tüketilen laktoz içeren besinin miktarı ile ilgili olarak değişir. Sıklıkla karın ağrısı, karında şişlik ve gaz, ishal, bulantı olur.
Tedavi diyet ile mümkündür. Laktoz entoleransı olan hastaların bir kısmı az bir miktar laktozu tolere edebilir. Ayrıca süt ve süt ürünleri yemekle birlikte alınılırsa belirtiler daha az belirgin olur. Yoğurt ve peynir daha kolay tolere edilir. Ayrıca laktozsuz süt ve laktozu azaltılmış sütler de kullanılabilir. Ayrıca laktaz enzimi de kullanılabilir. Tablet ya da damla şeklindedir. Soya bazlı sütler ve soya sütü de kullanılabilir. Mutlaka hekime danışılmalıdır. Laktozsuz hazır besin bulmak zaman zaman zor olabilmektedir.
“ALLERfree Bisküvi”, laktoz içermez. Laktoz entoleransı olan hastalar tarafından laktoz içermediği için tüketilebilir.
ÇÖLYAK HASTALIĞI

Çölyak hastalığı glutene karşı bağırsakta hassasiyetle seyreden immün bir hastalıktır. Hastalık “spru” veya “glutene hassas enteropati” olarak da adlandırılır.
Gluten, buğday, arpa ve yulafta bulunan bir proteindir. Aynı zamanda bazı vitaminlerin, besin takviyelerinin ve ilaçların içinde de gluten bulunabilir.
Çölyak hastalığında glutene karşı ince bağırsaklarda immün bir tepki söz konusudur. Bu tepki nedeniyle ince bağırsakta emilim yüzeyini olumsuz etkileyen doku hasarı gelişir. Sonuçta ince bağırsakta ki emilimden sorumlu olan yüzey azalır. Emilim bozukluğu ortaya çıkar.
Çölyak hastalığı kalıtımsal özellikler gösterir. Aile içinde birden fazla sayıda bireyde görülmesi bu nedenle sıktır. Bazı doku gruplarında daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Çölyak hastalığı tanısı konduğunda özellikle birinci dereceden akrabalar da hastalık açısından değerlendirilmeli ve uygun yöntemlerle taranmalıdır. Çölyak hastalığının görülmesi buzdağına benzetilir. Tanısı konan vakalar çölyak hastalığı olanların çok az bir kısmıdır. Vakaların büyük çoğunluğu tanı konmadan yıllarca yaşarlar.
Çölyak hastalığı önemli bir hastalıktır. Uzun süreli sindirim sorunlarına yol açar. Bağırsakta emilim belirgin derecede bozulur. Bu nedenle kansızlık, zayıf ve kolay kırılabilir kemik yapısı, kaşıntılı deri döküntüleri, büyüme geriliği, zayıflık, uzun süreli cıvık dışkılama sık görülür. Çölyak hastalığı değişik bulgularla da seyredebilir. Kabızlık bunlardan biridir.
Karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal, yorgunluk, kilo kaybı, büyüme geriliği en sık görülen belirtileridir. Bazen çölyak hastalığı tek bir belirtiyle tanımlanır. Demir eksikliği, kabızlık ve büyüme geriliği örnek olarak verilebilir.
Çölyak hastalığının teşhisi kolay değildir. Çocuk ek gıdalara başladıktan sonra ancak teşhis konabilir. Anne sütü alırken çölyak hastalığı gelişmez. Ek besinler arasında gluten içeren unlu besinler kullanılmaya, bebek tarafından da tüketilmeye başlandıktan bir süre sonra bağırsaklarda da glutene karşı reaksiyon başlar. Bu nedenle genellikle hastalığın teşhisi 9. aydan sonra konulur. Çoğu zaman geç teşhis konur. Hastalığın belirtileri çok değişkenlik gösterebilir. 40 yaşından sonra çölyak hastalığı teşhis edilmiş erişkinler nadir değildir. Uzun yıllar akla gelmeden seyredebilir. Düşünüldüğünde öncelikle kan testleri ile tanısal yaklaşıma başlamak gerekir. Eğer kan testlerinin sonuçları klinik şüpheyi desteklerse biyopsi yapılması gerekir. Kesin tanı biyopsi sonucuna göre konulur.
Tedavisi diyetten gluten içeren besinlerin çıkarılması ile mümkün olur. Kısaca glutensiz diyet uygulanır ve bu yaklaşım ömür boyu sürdürülmelidir. Özellikle erken çocukluk/bebeklik dönemlerinde özellikle de sabah kahvaltısı da dahil olmak üzere beslenmede gluten içermeyen bisküvi ülkemizde üretilmemektedir. Bu nedenle bu çocukların beslenmesinde gluten içermeyen ürünlerin kullanılması söz konusu olmaktadır.
“ALLERfree Bisküvi”, içeriğindeki unların hiçbiri gluten içermediği için, gluten içermez. Bu nedenle çölyak hastaları tarafından tanı konduğu andan itibaren tüm yaş gruplarında ALLERfree Bisküvi tüketilebilir. Tüm yenidoğan bebekler ilk altı ay sadece anne sütü almalıdırlar.